HASHİMOTO HASTALIĞI

Son yıllarda memleketimizde çok konuşulur hale gelen Hashimoto hastalığı, tiroid bezinin otoimmün hastalıklarının en yaygın olanıdır. ABD’de hipotiroidizm ve guatrın  en çok görülen nedenidir. Toplumun % 3-4 nü etkilemektedir. Türkiye’de de son 10-15 sene içinde giderek daha sık görülmektedir. Kadınlarda 3-4 kat daha fazladır. En çok 30  ve 50 li yaşlarda tanı konmaktadır.

Genetik yatkınlık vardır ve bazı ailelerde daha sık raslanılmaktadır. Otoimmün bir hastalıktır. Tiroid bezine karşı bağışıklık sisteminin yanlış olarak oluşturduğu antikorlar olan antiperoksidaz ve antitiroglobulin antikorlar yükselir ve tiroid bezi dokusunda harabiyete yol açar. Böylece tiroid bezinde yapı bozukluğu oluşur ve ultrason ile bakıldığından normal tiroid bezi doku görüntüsü görülemez. Kimi zaman bu görüntü değişiklikleri gerçek nodülleri taklit eden yalancı nodül görünümü şeklinde karşımıza çıkar ve ultrasonu yapan kişiyi yanıltabilir. Tecrübeli bir göz yalancı nodülü gerçek nodülden ayırdedebilir. Zaman içinde bu yapı bozukluğu tiroid homnon salgılama kapasitesinde azalmaya yol açabilir ve hipotiroidi dediğimiz tiroid bezinin az çalışması hali gelişir. Bu süre kişiden kişiye değişebilir. Aylar içinde tiroid fonksiyonları tamamen kaybolabileceği gibi, ömür boyu tiroid hormonlarında hiç azalma olmayabilir de. Nadiren hastalığın başlangıcında hipertiroidi yani tiroid hormon yüksekliği oluşabilir. Bu dönem genellikle geçicidir. Bütün bu süreçler boyunca tiroid bezi büyüyerek guatrojen yapı alabilir veya küçülerek atrofik hal alabilir. Hashimoto tiroiditine  B12 vitamin eksikliği ile seyreden Pernisiyöz anemi, böbrek üstü bezi yetmezliği, paratiroid bez yetmezliği, myastenia gravis, ala hastalığı (vitiligo) gibi diğer otoimmün hastalıklar da eşlik edebilir.

Olguların çoğunda belirgin bir bulgu veya belirti yoktur. Tiroid bezi büyüklüğü varsa muayenede ağrısız, sert ve bez yüzeyi düzensiz olarak alınır. Atrofik tiroid bezi olması halinde muayenede tiroid dokusu küçülmüş olarak bulunur. Hastaların % 75’inde tiroid hormonları normal düzeydedir. Özellikle yaşlı hastalarda olmak üzere hastaların % 20’sinde başlangıç bulgusu hipotiroidi olabilir. Olguların % 5’inden azında hipertiroidizm görülebilir.

Olguların % 90’ında antiperoksidaz antikor, yaklaşık % 50’sinde antitiroglobulin antikorları yüksektir. Hipotiroidi gelişenlerde TSH düzeyi yüksek, serbest tiroid hormonları düşük olarak bulunur.Hipotiroidi gelişen hastalarda başlangıçta hiçbir belirti olmayabilir. Hipotiroidi düzeyi ilerledikçe bitkinlik, halsizlik, soğuğa duyarlılık gibi genel belirtilerin yanı sıra unutkanlık, depresyon, konuşmada yavaşlama, reflekslerde yavaşlama gibi sinir sistemi bulguları, kalp hızında yavaşlama, kalp zarında sıvı toplanması, kan basıncında yükselme gibi kalp ve damar sistemi bulguları, kabızlık, mide ve barsak hareketlerinde yavaşlama gibi hazım sistemi belirti ve bulguları, kramplar, ciltte kuruluk ve kabalaşma ile cilt altında sert ödem, saç dökülmesi, böbrek süzme fonksiyonlarında yavaşlama ve buna bağlı elektrolit dengesinde bozulma, adet düzensizliği, özellikle de gecikmesi ve adetlerin miktarca çok olması, cinsel istekte azalma ve sperm üretiminde azalma, demir ve vitamin B12 eksikliğine bağlı kansızlıklar, bazal metabolizma hızında azalma ve kilo artışı görülebilir.

Hastalık hipertiroidi ile başlamışsa bu dönmede hafif derecede olmakla birlikte halsizlik, hiperaktivite, sinirlilik, sıcağa tahammülsüzlük, kilo kaybı, çarpıntı, kalp hızında artış, ritim bozuklukları, barsak hareketlerinde artış, iştah artışı, kemik yoğunluğunda azalma, aşırı hareketlilik, ellerde titreme, reflekslerde hızlanma, adet düzensizliği, sıcak, nemli, yumuşak deri,fazla terleme, saç tellerinde incelme ve dökülme, tırnaklarda erime gibi belirti ve bulgular görülebilir.

Tedavi, Hashimoto tiroiditine neden olan otoimmün olaya yönelik değildir. Sadece hipotiroidi geliştiğinde eksik üretilen tiroid hormonu yerine konulur. Bu amaçla verilen tiroid hormonu ağızdan kullanılan tablet şeklindedir ve sabahları aç karnına alınır. Emilmesinin tam olabilmesi için sonraki 30 dakika bir şey yiyip içmemek gerekir. Bazı ilaçlar (kansızlık için kullanılan demir ilaçları, mide için kullanılan bazı grup ilaçlar vb) tiroid hormon emilimini bozabileceği için birlikte alınmamalı ve ilaç düznlemesi yapabilmesi için doktore bu ilaçları kullandığı mutlaka hatırlatılmalıdır. Kan tiroid hormon düzeylerinde dalgalanma olmaması önemli olduğundan ilaç almayı unutmamak ve hiçbir şekilde kan tatkikleri yapılmadan kendiliğinden doz değişikliği yapılmamalı veya ara verilmemelidir. Ayrıca büyümüş tiroid bezine bağlı bası belirti ve bulguları varsa cerrahi tedavi uygulanabilir ancak buna nadiren ihtiyaç duyulur.

Diğer otoimmün hastalıklar gibi Hashimoto Hastalığı olanlarda da, tiroid hormon bozukluğu gelişmesi halinde kadınlarda yumurtlama sorunları oluşturabileceği için, özellikle gebe kalmada zorlanılan kişilerde mutlaka araştırılmalıdır. Tiroid hormon bozukluğu varsa, bunun düzeltilmesi için yapılacak tedavi ile gebe kalmak sağlanabilir. Normalde bir kadının gebe kalması halinde, gebeliğin 20. haftasına kadar anne karnındaki bebek, tiroid hormon ihtiyacını annesinden karşılar. Tiroid bezinde sorun olmayan bir anne bunu kolayca başarabilir. Ancak hipotiroidi için tedavi gören anne, bu ihtiyacı karşılayamıyacağından dolayı gebeliğin öğrenilmesi ile birlikte hemen tiroid hormon kontrolü yapılmalı ve gebelik boyunca hem anne hem de bebeğin ihtiyacına yetecek kadar doz artırımı yapılmalıdır. Bu amaçla bu süre içinde 4-6 haftada bir tiroid hormon kontrolü yapılması gerekir. Özellikle bebek beyin gelişiminin tamamlandığı gebeliğin ilk 3 ayında annenin tiroid hormon düzeylerini normal sınırlarda tutmak önemlidir. Aksi takdirde gebeliğin sürdürülememe tehlikesinin yanısıra bebek beyin fonksiyonlarında hafif dereceli olsa bile yetersizlikler görülebilir.